HAKKIMDA
|
|
Düşüncelerine tutun!
Kendi vicdanının yargıcı,
Kendi günahının tövbekârı ol!
Kendi acısının sabredeni,
Kendi sıkıntısının ilacı,
Kendi dertlerinin dermanı ol.
Kendi yalnızlığının dostu,
Kendi cümlelerinin anlamı,
Kendi sessizliğinin sesi ol!
|
SAAT KAÇ OLMUŞ
|
/">
|
KATEGORİLERİM
|
|
|
BAĞLANTILARIM
|
|
|
REKLAMLARIM
|
|
KİMLER GELMİŞ
|
|
|
RENKLERİN GÜÇ VE POTANSİYELLERİ
Renk ailesi yaşamımızda güçlü ve etken bir biçimde yerini almıştır. Açık mavi bir görüntü hepimize huzur güven memnuniyet verirken kara bulutlarla kaplı koyu sisli bir gökyüzü içimizi karart stresli ve karmaşık bir ruh hali yaşatabilir. Güneşin güzel ışığı bizlere sevinçli mutlu anlar yaşatırken yılın her mevsimi bize değişik bir duyguyu yaşatır.Gece gökyüzünde dolunay gördüğümüzde bazılarımız heyecanlı anlar yaşarken bazılarımız olumsuz duygulara kapılabilir. Renk terapide vücuda enerji kazandırmak için kırmızı astral bedene denge ve ahenk vermek için yeşil potasyum sodyum arasındaki dengeyi yeniden kurmak için menekşe rengi tercih edilir. Kırmızı: Sağlık Kuvvet Dinçlik Tehlike Genel anlamda: Sağlığı muhafaza etme güç fiziksel enerji dinçlik aaaaüel tutku şehvet tehlike ve cesareti temsil eder. Ateş elementinin rengidir. Kanla dolayısı ile hayat ve ölümle doğumla volkanlar ve yoğun duygularla bağlantılıdır. İlkel kabilelerde kırmızı kutsal varlıklarla ve en üst sosyal sınıflarla bağlantılı kutsal renktir Kişilik: Kırmızı insanlar çok aktif dinamik ve hayati enerji taşıyan kişilerdir. Fiziksel anlamda dinç ve kuvvetlidirler sağlıklarını kolay kaybetmezler. Meydan okunmayı sever ve hayatı hızlı yaşarlar tutkulu ve cesurdurlar . Duygularını yansıtırlar ve irade gücü gösterirler ancak aynı zamanda hiper aktivite kızgınlık ve öfke taşırlar. Turuncu: Teşvik Yaratıcılık Cazibe Uyum Yeteneği Genel anlamda: Cesaretlendirme konsantre olma kabiliyetini güçlendirme dikkat çekme uyum yeteneği stimülasyon ve teşvik etme yeteneğini temsil eder. Kişilik: Turuncu insanlar aktivite ve düşünceyi birleştirirler. Yaratıcı zeki ve ayrıca artistiktirler. Uyum yetenekleri ve konsantre alabilme kabiliyetleri sayesinde yaptıkları işte başarılı olurlar. Güç pozitiflik hırs ve macera duygusu taşırlar. Bu özellikleri ile etrafındakileri çekerler ve cesaretlendirirler. Koyu turuncu kişilikler yorgunluk depresyon ve gerilim yaşarlar. Pembe: Aşk Dostluk Acıma Cömert Duygular Gevşeme Genel anlamda: Kırmızının yoğunluğunun hafifletilmiş halidir. Hassas duyguları ve duygu karışımlarını rahatlama ve gevşemeyi ahlak ve şeref duygularını genel başarıyı temsil eder. Kişilik: Pembe insanlar kötülüklere karşı direnen ve üstesinden gelebilen kişilerdir. Ahlak ve şeref duyguları gelişmiştir. Aşk ilişkilerinde çok duygusaldırlar. Stres altında dahi gevşemeyi bildiklerinden ve kin duygusunu asla taşımadıklarından genelde başarılı olurlar. Çevrelerindeki insanlara karşı duygularında cömerttirler ve ruhani iyileştirme özelliğine sahiptirler. Sarı: Çekicilik Hareket Bilgi Neşe Konfor Genel anlamda: Sarı hava elementinin rengidir. Güneşi hububatı ve düşünce gücünü temsil eder.Akıl hareket seyahat iletişim kehanette bulunma ve güveni temsil eder. Kişilik: Sarı insanlar zeka ve akıl yolu ile elde ettikleri bilgiyi çevrelerine aktarırlar ve ikna yeteneğine sahiptirler. Neşeli ve kıskanç kişilerdir. Mükemmel bir analitik zihne sahiptirler ve olayların çözülmesinde güvenilir kişilerdir.Kehanette bulunabilirler. Hareketlidirler ve seyahati severler. Ancak koyu sarılar patronluk taslayabilir kontrol arzusu ve egoizm gösterebilirler. Siyah: Karşı Durma İnkar Yok Etme Genel anlamda: Evren ve uzay boşluğunu temsil eder siyah renklerin yokluğudur. Bazı kültürlerde bilgeliği temsil eder. Siyah şeytani bir renk değildir. Negatif anlamda şaşkınlık karışıklık üzüntü kayıp ve yas tutma anlamları taşıyabilir. Kişilik: Siyah insanlar olayları kendi süzgeçlerinden geçirip değerlendirirler ve sistemlere uymayan şeylere karşı büyük direnç gösterirler. Bu sessiz bir karşı koymadır büyük reaksiyonlardan önce gizli inatçılık güderler. İnandıkları şeyler için sonuna kadar uğraşır ve asla yılmazlar ancak ifadelerinde hep bir parça yakınma hüzünlenme ve hayıflanma saklıdır. Kahverengi: Yoğunlaşma Telepati Büyü Şüphe Hayvanlar Genel anlamda: Kahverengi yeryüzü toprak ve bir anlamda da dünyanın bereketliliğini temsil eder. Ev hayvanları hayvanlarlada bağlantılıdırlar. Kayıp eşyaların büyü yolu ile bulunmasında telepati ve tanıdıkların korunmasını temsil eder. Negatif anlamda kararsızlık şüphe enerji emmeye kadar anlamlar ifade edebilir. Kişilik: Kahverengi insanlar tanıdıklarına çok bağlıdırlar ve onları korumaya çalışırlar. Ev hayvanlarını sever ve bakarlar. Telepati özellikleri vardır. Koyu kahverengi kişiliklerde aşırı şüphe ve her konuda kararsızlık görülür ve genelde eneji tüketirler. Yeşil: Para Şans Hırs Tutuku Kıskançlık Büyüme Genel anlamda: Parayı şansı finansal alanda başarı bereketliliği hasadı ve iş birliğini temsil eder. Yeşil toprak elementinin rengidir ve gezegenimizin bereket ve verimliliğinin yanısıra hayatın kendisini temsil eder. Kişilik: Dengeli ve oturmuş tabiatla barışık ve bağlantılı bir kişiliği temsil eder. İş ortamlarında grup çalışmalarına yatkındırlar hırslıdırlar ve parasal anlamda şansları yüksektir. Hayırsever ve iyileştirme gücüne sahiptirler. Biraz kıskançtırlar. Koyu yeşil kişilikler uyumsuzluk aşırı kıskançlık ve aşırı tutku gösterebilirler. Mavi: Barış Sabır Onur Sadakat Akıl Gerçek Mutluluk Genel anlamda: Su elementinin rengidir. Okyanus uyku alacakaranlık ve gökyüzünü sembolize eder.Açık mavi anlayış sağlık barış mutluluk ruhani uyanıklılık ve sabrı temsil ederken koyu mavi depresyon aksilik talihsizlik ve düşüncesizce hareketi temsil eder. Kişilik: Mavi insanlar iç huzuru ve dengesi yerine sakin içten samimi onurlu ve anlayışlıdır. İnançlı ve derin duygulara sahiptirler algılama güçleri keskindir. Sevdiklerine sadık ve inançlarına bağlıdırlar. Koyu mavi kişilikler içine kapanık korku endişe ve ihtiyatlı olma ihtiyacı hissederler çok değişken tepkisel depresif ve boyun eğici davranabilirler. |
Tarih: 21:28, 9/3/2009 Kategori: YASAM |
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
Ergen Ne Hisseder, Nasıl Davranmak İster?
1- Ergenin genel olarak duygularında istikrarsızlık olduğu görülür. Bir gün önce çok mutlu ve enerjik olan ergen ertesi gün kabuğuna çekilmiş ve bitkin olabilir. Duygular anlık olarak bile değişkenlik arz edebilir. Bu nedenle ebeveynin bunu kabul etmesi ve her defasında “Daha dün iyiydin, şimdi ne oldu?” türünde sorgulamalara ve baskıcı yaklaşımlara girmemesi gerekir.
2- Bu dönemde ergen duygularını çok dolu ve coşkulu yaşar. Gerek ses tonu ve vurgulamaları ve gerekse mimikleri önceki döneme göre duygularını daha fazla ifade ediyor niteliktedir.
3- Diğer dönemlere göre daha yoğun hayal kurar ve gerçekten zaman zaman uzaklaşır. Bu hayaller gelecek planlarını kapsayabileceği gibi genellikle karşı cinsle ilgili hayaller olabilmektedir.
4- Ergen zaman zaman yalnız kalma isteği içinde olabilir. Odasına çekilen ve yalnız kalmak istediğini söyleyen bir ergenin ciddi bir sorunu olduğu düşünülüp kaygılanılmamalıdır. Ergen kendisi ile baş başa kalıp yaşadıklarının muhasebesini yapma ihtiyacı hissedebilir.
5- Ergen kendini yorgun hissedebilir, buna bağlı olarak çalışmaya karşı isteksizdir. Vücut enerjisi âdeta büyümeye harcanıyor gibidir.
6- Ergen yaşadığı bedensel değişimlere bağlı olarak çekinebilir ve kendini saklama ve bu değişimlerden çevreyi haberdar etmeme isteği içinde olabilir.
7- Yeni şeyler deneme merakı artmıştır.
8- Bu dönemde arkadaş çok önemli bir noktadadır. Bu nedenle arkadaş seçimi konusunda ergenin dikkatli olması ve ailenin hassas davranması gerekir.
9- Bu dönemde ergenin fark edilme ve takdir edilme ihtiyacı vardır. Bu ihtiyacını aile içinde gideremeyen ergen, farklı arkadaş gruplarında bu ihtiyacını giderebilir.
Ergenlik dönemi ruhsal sıkıntıları Bu dönemde depresyonlarda artış görülür. Özgüven problemi, karşı cinsle ilgili yaşanan problemler, okul ve aile içi problemler buna sebebiyet verebilir. Genellikle kısa süreli yaşanır ve müdahale gerekmez. Ergen kendini üzgün ve kötü hissediyordur; ancak günlük hayatına devam edebilir. Gerçek depresyonlarda ise intihara kadar varan düşünceler geliştirmiş olabilir ergen. Kendini büsbütün değersiz hissediyordur. Bunun sebepleri arasında; yakınlarını üzmek, ölümü merak, yalnızlık duygusu, çocukluktan gelen sevgi yoksunluğu, ölüm-ayrılık vb. gibi travmatik süreçler vardır. Bunlar dışında ergen zaman zaman öfke patlamaları yaşayabilir. Bu esnada onunla konuşmaya çalışmak anlamsızdır. Sakinleşmesini beklemek gerekir. Yeme bozuklukları ise bir başka sorundur. Özellikle çok yemek yeme veya yemeği reddetme ve sürekli, kilolu olduğunu düşünme ergende aşılması gereken sorunlardandır. |
|
Tarih: 00:15, 5/3/2009 Kategori: YASAM |
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
SATIR ARASI HÜZÜN

Hayat içinde savrulmuş milyonlarca tohum var. Kimisi neşe, kimisi bereket, kimisi hüzün. Şimdi sonbahar ya belki de o yüzden sonbaharın diğer adı hüzün. Oysa sonbaharlardaki renk bereketini seviyorum ben, sonra sonbaharın yağmurlarını birde en çok. Bazen yağmuru aratmayan göz yaşlarına şahit oluyor yüreğim, bazen şahit olunan oluyor gözlerim..
Her şey iç içe yaşam içinde. Kötü varsa ancak iyinin olduğunun farkına varıyoruz. Güzellik çirkinin varlığına borçlu makamını nasıl ki zengin fakire borçluysa servetini. Mutluluk ise hüzne borçlu mahiyetini. Tezatsız dengelenemiyoruz dünyada! Siyah yoksa beyaz yok. Kötü yoksa iyi..
O yüzden arada akmalı yaştan gözler ve var olmalı hüzün hayatımızda gerektiği kadar. Kıvamında bir hüzünde gerekli ruhlara mutluluk ve huzurun kıymeti için. Bazen keyifle okunan bir kitabın satır aralarındaki baskı hatası nasıl kaçırsa da kitaba dair iştiyakımızı, satır arası hüzünler asla bozmamalı yaşam anlayışımızı..
Var olan ve başa gelen her şeye tevekkül edebilmek asıl olan.. O öyle bir Rabb’ki gereksiz ve hedefsiz tek bir zerreyi dahi yaratmayan ve bir yerden bir yere sevk etmeyen. O yüzden “Ey Rabbim! Senden ne gelecekse gelsin! Sen ki, rahmetinle de, kahrınla da güzelsin!” diyebilmek tüm kalple..
Beklenmedik satır arası hüzünleri tevekkül ile karşılamak, sabredebilmek. Her şeyi bir hediye hükmünde görebilmek. Bilinçli bir tercih aslında huzur ve mutluluk. Etrafa saçılan her türlü tohum aslında kişinin kendi tercihine bağlı olarak şekil alıyor zannımca. Hüznü dahi sevebiliyorsak eğer belli bir süre sonra mutluluk olarak geri dönüşümünü alabiliyoruz aslında.
O yüzden yaratılmış her şeyi sevmek gerek Yaradan’dan ötürü. O yüzden şefkatle kucaklayabilmek gerek kainattaki tüm zerrecikleri ve tüm yürekleri. Zengin borcunu ödemeli fakire ki, hak etsin iki cihan servetini . Zahmet vermeli biraz rahmete kavuşmak için. Merhamet etmeli kainata, merhamete mahzar olmak için..
Yaşayabilmek gerek her şeye rağmen, yaşata bilmek için . Hüznü de yaşamak gerek, mutluluğun kıymetini daha iyi bilebilmek için Var olmak gerek her şeye rağmen, var kılmak için. Barışık olmak gerek, en başta küskünlüğe mani olmak için.
Satır arası kadar kısa ve dar alanlara sıkıştı artık yaşamlarımız. Yine bu satır aralarında yaşanıyor hüzünlerimiz yada mutluluklarımız.. Satır arası alınan nefesler kadar hayatımız ve satır araları kadar da kısa artık yaşantılarımız. Bu kısacak zaman dilimlerini bereketlendirmek adına hep güzelden ve iyiden yana atsın nabızlarımız..
Bir okuma molasıdır belki satır arası yaşanılan bir hüzün. Kıymetini bilmek lazım, iyinin, hüznün ve güzün..
Öznur ÇOLAKOĞLU |
Tarih: 02:45, 25/2/2009 Kategori: YASAM |
Yorum (2) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
POZİTİF DÜŞÜNCELERLE NEFES ALABİLME
 Amerika’da Robert Fulton’un Clament adındaki ilk buhar gemisi, Hudson Nehri’nde ilk seferine hazırlanıyordu. Nehrin iki yakasında, bu tarihi hadiseyi görmek için, onbinlerce insan toplanmıştı. Seyircilerden biri karamsar, yaşlı bir çiftçiydi.
- Gemiyi yürütmeyi asla başaramayacaklar, diyordu. Fakat gemi çalışmıştı, sürati gittikçe arttı. Hızı arttıkça, geminin bacasından çıkan duman koyulaştı. Kalabalık halk bu büyük başarıyı çılgınca alkışladı. Karamsar, yaşlı çiftçi ise gördüklerine inanmazcasına başını iki yana sallayarak:
-Ama gemiyi asla durduramazlar, diyordu.
Gün içerisinde bu ihtiyar çiftçi gibi benzer kişilik yapısına sahip pek çok insanla karşılaşabilirsiniz;
-->Bu tip insanlar trafik kazalarının en kuvvetli yorumcularındandır. Kaza yapan araçların durumları hakkında yaptıkları yorumlar ile kazazedelerin gerilmiş olan sinirlerinin daha da gerilmesine katkıda bulunurlar. -->Hasta ziyaretlerinde ev halkının ve hastanın moralini bozma gibi lüzumsuz ve yıpratıcı davranışlar gösterirler. -->Çalışma ortamlarındaki tüm olumsuzları keşfedip bunu en kısa zamanda çevreye yaymakla kendilerini sorumlu hissederek mevcut durumların daha da gerilmesine yardımcı olurlar. -->Özel yaşantısında da eşleri ya da çocuklarından yana sürekli negatif elektrik alan insanların yaşantısı da gittikçe çekilmez bir hal alır. Bütün bu olumsuzlukları bize yaşatarak ruhumuzu bunaltan insanların kişilik yapılarının büyük bir kısmı aile ortamında şekillenir. Anne-babaların konuşmalarında geçen en ufak bir olumsuz cümle bireyin hafızasında kaydedilerek, hemen yerini alır. Örneğin bilerek ya da bilmeyerek kullanılan ‘nefret ediyorum’ sözcüğü bile ileride çocuğun ailesine yaşatacağı kötü bir sürpriz ile kendini hatırlatır.
Söyledikleriniz ve Dinledikleriniz Kişiliğinizi Belirliyor
Araştırmalar ebeveynlerin çocuklarına söyledikleri her olumlu şeye karşılık, ortalama on olumsuz şey söylediklerini ifade ediyor. Bu durum on iki yaşındaki bir çocuğun daha şimdiden yüz bin olumsuz şey duymuş olduğunu ve günde yirmi azar işitmiş olacağını ortaya koyuyor. Bu tarz yaşayışla şekillenen bir çocuğun da gelecekte olgun davranışlar göstermesi mümkün olmuyor.
Hayata olumsuz bir çerçeveden bakan insanlar sadece çevrelerindekileri bunaltıp sıkmakla kalmayıp aslında en büyük kötülüğü kendilerine yapıyor. Bir kişinin olumlu bir düşünceyi 4-7 saniye aklında tutarken henüz gerçekleşmemiş bir olayı saatlerce, günlerce, hatta bir ömür boyu kaygı duyabiliyor.
Bazılarının Pollyannacılık diye adlandırdığı bu yaşam felsefesinin temelini pozitif düşünmek ve negatiflikten kaçmak oluşturuyor. Olumlu düşünmeyi alışkanlık haline getirerek huzurlu bir nefes almanın birkaç yolu var:
Olumsuz görüşlere sahip olan insanlarla aynı bakış açısını kullanmayın. Olaylara karşı tutum ve davranışlarınızı denetlemeye çalışın. Cesaretinizi arttıracak, size güç verecek insanlarla beraber olun. Dostlarınızın derdine iyi bir dinleyici ve çözüm oluşturma görevini üstlenirken mevcut olayların kendi iç dünyanızı zedeleme ihtimalinden dolayı dikkatli olun, kendinizi koruma altına alın. Hataları değil çözümleri görebilen insanlarla diyalog kurun. Motivasyonunuzu arttıracak sözler bularak kendinize amigoluk yapın. Düzenli nefes alma tekniklerini kullanın. Gözünüzde başarısızlık değil başarı görüntüleri oluşturun. Geçmişin verdiği sıkıntıları, acıları gelecekte de yaşayabilme korkusundan uzak güvenle yaşayın. Hayatın çok kısa olduğunu, üzüldüklerinizin aslında çok da önemli olmadığını unutmayın. Yaşadığınız dünyanın cennet olmadığını; dünya gibi yaşanılan sıkıntılarında fani olduğunu sık sık hatırlayın. ---
Negatif düşüncelerin havanızdaki oksijeni yiyip tüketmesine izin vermediğiniz, sağlıklı nefesleri almanın tadına vardığınız bir ‘yaşam yolculuk yönelişiniz’ olsun.
Betül ERDOĞAN
|
Tarih: 01:32, 22/2/2009 Kategori: YASAM |
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
Kendisi Olmalı İnsan Kendini Bilen
 Bir kütlesi olmalı insanın!
Özündeki niceliklerin ölçütünü ayarlayabilen değer yargıları… Kendine saygısını muhafaza edecek sağlam ağlardan örülmüş kozası olmalı… Aynadaki aksine bakarken saçındaki akları değil, gözbebeklerindeki kişiliğini görebilmeli… Yarın yoktur diye bu günü yaşarken, sizsiz yarınlarda, adının başına ya da sonuna eklenecek sıfatlarla anılacağını hesap edebilmeli… Kendi zekâsına güvenmeli, ama başkalarının da aklıselim olabileceğini idrak edebilmeli.
Fütursuzca yaşarken günübirlik; kitabında olmayan normların da farkında olabilmeli. Yüzüne vurulmuyorsa kusurları, tükürülmüyorsa suratına, buna değer görülmediği için olduğunu anlayabilmeli…
Bir hacmi olmalı insanın!
Boşlukları doldurabilen, “İyi ki var” dedirten… Dostlarını seçerken ve dost seçilirken; adının onunla bir anılacağını bilmeli. Balçığın içinde debelenen dostunu temize çıkartmak için; üzerine döktüğü ak sütün/yoğurdun fayda etmeyeceğini, zamanla aynı balçığa bulanacağını düşünebilmeli.
Bir çizgisi olmalı insanın!
Dümdüz ve gideceği yeri bilen azmi olmalı bir de… Eğri yolların sapa ve engebeli olduğunu kestirebilmeli. İradesi ve direnci olmalı; doğru bildiğinden ve herkesçe kabul görmüş doğrulardan şaşmayacak. Sözüne özüne güven duyulmalı her mecliste… İki kişiye söylediği sözün tutarsızlığında “Yalancı!” damgasını hayatının sonuna kadar taşıyacağını, gözlerinde mühür olarak kalacağını bilebilmeli…
Bir yüreği olmalı insanın!
“Aşk” ile “Sevgi”yi birbirinden ayırt edebilen. Aşkını bir kişiye verirken, kucak açabilmeli sevdiklerine. İki kutsal değeri ayakaltına düşürmemeli, kıymetini bilmeli her daim… Enstantane bir maceraysa yaşanan; küçük bir dikkatsizlikte, çiviyi tutan eline bir gün çekici vuracağını unutmamalı. Canı yanan sadece parmağın sahibi olmaz mı? Mekanik oyuncak sanıp, oynamamalı insan ruhlarıyla…
Bir duruşu olmalı insanın!
Sokak lambaları gibi dimdik, ışık vermeli dibine ve etrafına. Yine de ödün vermemeli mum misali kendinden. “Gurur” sözcüğünü “Onur” ile değiştirmeli lügatinden. Eğer kuralları hiçe sayıp kuralsız yaşamaksa idol, bir onurunu bir de şapkasını yanından ayırmamalı… Koltuğunun altına onurunu, başına şapkasını alıp “Eyvallah” diyebilmeli…
|
Tarih: 00:55, 20/2/2009 Kategori: YASAM |
Yorum (1) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
|