GÖNÜLGÜLÜ

Ana Sayfa Profilim Arşiv

HAKKIMDA

Düşüncelerine tutun! Kendi vicdanının yargıcı, Kendi günahının tövbekârı ol! Kendi acısının sabredeni, Kendi sıkıntısının ilacı, Kendi dertlerinin dermanı ol. Kendi yalnızlığının dostu, Kendi cümlelerinin anlamı, Kendi sessizliğinin sesi ol!


SAAT KAÇ OLMUŞ



/">


KATEGORİLERİM



SON YAZILARIM

CUMA
SODALI BÖREK
GELİN SAÇI AKSESUARLARI
RENKLERİN GÜÇ VE POTANSİYELLERİ
Başlıksız
Kutlu Doğum ve Mevlid Kandili
Yaşama dair
ŞU GÜZELLİĞE BAKIN!!
TAVA PİZZASI
Ergen Ne Hisseder, Nasıl Davranmak İster?
Başlıksız
?????????
?????????????
KYC compliance
FOREX EDUCATION
ASC Process Systems
Tactics Of Edgeos
ELECTRONIC
Gelin Patiği ....
MetaTrader 4
SCOİN PORTO ROTONDO SRL
THE LAST DAYS OF PRIVACY
SATIR ARASI HÜZÜN
Ayva'yı yemek için 12 neden
Laser-based research and development at the CSIR:


ARKADAŞLARIM

asaygur
papatya68
didoli82
1964anne
aydanur42
rufeydem
becede
adasu08
alaska1
aymuzese
dnaharikasi
baharcaaa
98libeyza
sihirliyumak
kezibanyenge
aleynam2006
gelincicegii
bakimliciltlericin
ilkaycahobiler
1hercaikardelen
berru78esila
batuhan4477
meryemce00
ilkayinmekani
fuat narinc
gelinciklerdiyari
turnayla
oyuncu
teknolojiyleyasam
bilginerdogan


BAĞLANTILARIM

* TÜLİN25
* ARZUCA23
* MELTEM RÜZGARI



REKLAMLARIM




KİMLER GELMİŞ





BANNERİM






DOSTLARIN BANNERLERİ

Image Hosted by ImageShack.us Image Hosted by ImageShack.us
Image Hosted by ImageShack.us







RENKLERİN GÜÇ VE POTANSİYELLERİ

 

Renk ailesi yaşamımızda güçlü ve etken bir biçimde yerini almıştır. Açık mavi bir görüntü hepimize huzur güven memnuniyet verirken kara bulutlarla kaplı koyu sisli bir gökyüzü içimizi karart stresli ve karmaşık bir ruh hali yaşatabilir.
Güneşin güzel ışığı bizlere sevinçli  mutlu anlar yaşatırken  yılın her mevsimi bize değişik bir duyguyu yaşatır.Gece gökyüzünde dolunay gördüğümüzde bazılarımız heyecanlı anlar yaşarken bazılarımız olumsuz duygulara kapılabilir. Renk terapide vücuda enerji kazandırmak için kırmızı astral bedene denge ve ahenk vermek için yeşil potasyum sodyum arasındaki dengeyi yeniden kurmak için menekşe rengi tercih edilir.

Kırmızı: Sağlık Kuvvet Dinçlik Tehlike
Genel anlamda: Sağlığı muhafaza etme güç fiziksel enerji  dinçlik  aaaaüel tutku  şehvet  tehlike ve cesareti temsil eder. Ateş elementinin rengidir. Kanla dolayısı ile hayat ve ölümle  doğumla  volkanlar ve yoğun duygularla bağlantılıdır. İlkel kabilelerde kırmızı kutsal varlıklarla ve en üst sosyal sınıflarla bağlantılı kutsal renktir
Kişilik: Kırmızı insanlar çok aktif  dinamik ve hayati enerji taşıyan kişilerdir. Fiziksel anlamda dinç ve kuvvetlidirler  sağlıklarını kolay kaybetmezler. Meydan okunmayı sever ve hayatı hızlı yaşarlar  tutkulu ve cesurdurlar . Duygularını yansıtırlar ve irade gücü gösterirler ancak aynı zamanda hiper aktivite kızgınlık ve öfke taşırlar.
Turuncu: Teşvik  Yaratıcılık  Cazibe   Uyum Yeteneği
Genel anlamda:
Cesaretlendirme  konsantre olma kabiliyetini güçlendirme dikkat çekme  uyum yeteneği  stimülasyon ve teşvik etme yeteneğini temsil eder.
Kişilik: Turuncu insanlar aktivite ve düşünceyi birleştirirler. Yaratıcı  zeki ve ayrıca artistiktirler. Uyum yetenekleri ve konsantre alabilme kabiliyetleri sayesinde yaptıkları işte başarılı olurlar. Güç  pozitiflik  hırs ve macera duygusu taşırlar. Bu özellikleri ile etrafındakileri çekerler ve cesaretlendirirler. Koyu turuncu kişilikler yorgunluk  depresyon ve gerilim yaşarlar.

Pembe: Aşk  Dostluk  Acıma  Cömert Duygular  Gevşeme
Genel anlamda:
Kırmızının yoğunluğunun hafifletilmiş halidir. Hassas duyguları ve duygu karışımlarını  rahatlama ve gevşemeyi  ahlak ve şeref duygularını  genel başarıyı temsil eder.
Kişilik:
Pembe insanlar  kötülüklere karşı direnen ve üstesinden gelebilen kişilerdir. Ahlak ve şeref duyguları gelişmiştir. Aşk ilişkilerinde çok duygusaldırlar. Stres altında dahi gevşemeyi bildiklerinden ve kin duygusunu asla taşımadıklarından genelde başarılı olurlar. Çevrelerindeki insanlara karşı duygularında cömerttirler ve ruhani iyileştirme özelliğine sahiptirler.
Sarı: Çekicilik  Hareket  Bilgi  Neşe  Konfor
Genel anlamda:
Sarı hava elementinin rengidir. Güneşi  hububatı ve düşünce gücünü temsil eder.Akıl  hareket  seyahat  iletişim  kehanette bulunma ve güveni temsil eder.
Kişilik: Sarı insanlar  zeka ve akıl yolu ile elde ettikleri bilgiyi çevrelerine aktarırlar ve ikna yeteneğine sahiptirler. Neşeli ve kıskanç kişilerdir. Mükemmel bir analitik zihne sahiptirler ve olayların çözülmesinde güvenilir kişilerdir.Kehanette bulunabilirler. Hareketlidirler ve seyahati severler. Ancak koyu sarılar patronluk taslayabilir  kontrol arzusu ve egoizm gösterebilirler.
Siyah: Karşı Durma  İnkar  Yok Etme
Genel anlamda
: Evren ve uzay boşluğunu temsil eder  siyah renklerin yokluğudur. Bazı kültürlerde bilgeliği temsil eder. Siyah şeytani bir renk değildir. Negatif anlamda şaşkınlık  karışıklık  üzüntü  kayıp ve yas tutma anlamları taşıyabilir.
Kişilik: Siyah insanlar olayları kendi süzgeçlerinden geçirip değerlendirirler ve sistemlere uymayan şeylere karşı büyük direnç gösterirler. Bu sessiz bir karşı koymadır  büyük reaksiyonlardan önce gizli inatçılık güderler. İnandıkları şeyler için sonuna kadar uğraşır ve asla yılmazlar  ancak ifadelerinde hep bir parça yakınma  hüzünlenme ve hayıflanma saklıdır.
Kahverengi: Yoğunlaşma  Telepati  Büyü  Şüphe  Hayvanlar
Genel anlamda:
Kahverengi  yeryüzü  toprak ve bir anlamda da dünyanın bereketliliğini temsil eder. Ev hayvanları  hayvanlarlada bağlantılıdırlar. Kayıp eşyaların büyü yolu ile bulunmasında  telepati ve tanıdıkların korunmasını temsil eder. Negatif anlamda kararsızlık  şüphe  enerji emmeye kadar anlamlar ifade edebilir.
Kişilik: Kahverengi insanlar tanıdıklarına çok bağlıdırlar ve onları korumaya çalışırlar. Ev hayvanlarını sever ve bakarlar. Telepati özellikleri vardır. Koyu kahverengi kişiliklerde aşırı şüphe ve her konuda kararsızlık görülür ve genelde eneji tüketirler.
Yeşil: Para  Şans  Hırs  Tutuku  Kıskançlık  Büyüme
Genel anlamda:
Parayı şansı  finansal alanda başarı  bereketliliği  hasadı ve iş birliğini temsil eder. Yeşil toprak elementinin rengidir ve gezegenimizin bereket ve verimliliğinin yanısıra hayatın kendisini temsil eder.
Kişilik: Dengeli ve oturmuş  tabiatla barışık ve bağlantılı bir kişiliği temsil eder. İş ortamlarında grup çalışmalarına yatkındırlar  hırslıdırlar ve parasal anlamda şansları yüksektir. Hayırsever ve iyileştirme gücüne sahiptirler. Biraz kıskançtırlar. Koyu yeşil kişilikler uyumsuzluk  aşırı kıskançlık ve aşırı tutku gösterebilirler.
Mavi: Barış  Sabır  Onur  Sadakat  Akıl  Gerçek  Mutluluk
Genel anlamda
: Su elementinin rengidir. Okyanus  uyku  alacakaranlık ve gökyüzünü sembolize eder.Açık mavi anlayış  sağlık  barış  mutluluk  ruhani uyanıklılık ve sabrı temsil ederken  koyu mavi depresyon  aksilik  talihsizlik ve düşüncesizce hareketi temsil eder.
Kişilik: Mavi insanlar  iç huzuru ve dengesi yerine sakin  içten  samimi  onurlu ve anlayışlıdır. İnançlı ve derin duygulara sahiptirler  algılama güçleri keskindir. Sevdiklerine sadık ve inançlarına bağlıdırlar. Koyu mavi kişilikler içine kapanık  korku  endişe ve ihtiyatlı olma ihtiyacı hissederler  çok değişken tepkisel  depresif ve boyun eğici davranabilirler.

 


Tarih: 21:28, 9/3/2009 Kategori: YASAM
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

Ergen Ne Hisseder, Nasıl Davranmak İster?

1- Ergenin genel olarak duygularında istikrarsızlık olduğu görülür. Bir gün önce çok mutlu ve enerjik olan ergen ertesi gün kabuğuna çekilmiş ve bitkin olabilir. Duygular anlık olarak bile değişkenlik arz edebilir. Bu nedenle ebeveynin bunu kabul etmesi ve her defasında “Daha dün iyiydin, şimdi ne oldu?” türünde sorgulamalara ve baskıcı yaklaşımlara girmemesi gerekir.

2- Bu dönemde ergen duygularını çok dolu ve coşkulu yaşar. Gerek ses tonu ve vurgulamaları ve gerekse mimikleri önceki döneme göre duygularını daha fazla ifade ediyor niteliktedir.

3- Diğer dönemlere göre daha yoğun hayal kurar ve gerçekten zaman zaman uzaklaşır. Bu hayaller gelecek planlarını kapsayabileceği gibi genellikle karşı cinsle ilgili hayaller olabilmektedir.

4- Ergen zaman zaman yalnız kalma isteği içinde olabilir. Odasına çekilen ve yalnız kalmak istediğini söyleyen bir ergenin ciddi bir sorunu olduğu düşünülüp kaygılanılmamalıdır. Ergen kendisi ile baş başa kalıp yaşadıklarının muhasebesini yapma ihtiyacı hissedebilir.

5- Ergen kendini yorgun hissedebilir, buna bağlı olarak çalışmaya karşı isteksizdir. Vücut enerjisi âdeta büyümeye harcanıyor gibidir.

6- Ergen yaşadığı bedensel değişimlere bağlı olarak çekinebilir ve kendini saklama ve bu değişimlerden çevreyi haberdar etmeme isteği içinde olabilir.

7- Yeni şeyler deneme merakı artmıştır.

8- Bu dönemde arkadaş çok önemli bir noktadadır. Bu nedenle arkadaş seçimi konusunda ergenin dikkatli olması ve ailenin hassas davranması gerekir.

9- Bu dönemde ergenin fark edilme ve takdir edilme ihtiyacı vardır. Bu ihtiyacını aile içinde gideremeyen ergen, farklı arkadaş gruplarında bu ihtiyacını giderebilir.

Ergenlik dönemi ruhsal sıkıntıları
Bu dönemde depresyonlarda artış görülür. Özgüven problemi, karşı cinsle ilgili yaşanan problemler, okul ve aile içi problemler buna sebebiyet verebilir. Genellikle kısa süreli yaşanır ve müdahale gerekmez. Ergen kendini üzgün ve kötü hissediyordur; ancak günlük hayatına devam edebilir. Gerçek depresyonlarda ise intihara kadar varan düşünceler geliştirmiş olabilir ergen. Kendini büsbütün değersiz hissediyordur. Bunun sebepleri arasında; yakınlarını üzmek, ölümü merak, yalnızlık duygusu, çocukluktan gelen sevgi yoksunluğu, ölüm-ayrılık vb. gibi travmatik süreçler vardır. Bunlar dışında ergen zaman zaman öfke patlamaları yaşayabilir. Bu esnada onunla konuşmaya çalışmak anlamsızdır. Sakinleşmesini beklemek gerekir. Yeme bozuklukları ise bir başka sorundur. Özellikle çok yemek yeme veya yemeği reddetme ve sürekli, kilolu olduğunu düşünme ergende aşılması gereken sorunlardandır.

Tarih: 00:15, 5/3/2009 Kategori: YASAM
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

SATIR ARASI HÜZÜN



Hayat içinde savrulmuş milyonlarca tohum var. Kimisi neşe, kimisi bereket, kimisi hüzün. Şimdi sonbahar ya belki de o yüzden sonbaharın diğer adı hüzün. Oysa sonbaharlardaki renk bereketini seviyorum ben, sonra sonbaharın yağmurlarını birde en çok. Bazen yağmuru aratmayan göz yaşlarına şahit oluyor yüreğim, bazen şahit olunan oluyor gözlerim..

Her şey iç içe yaşam içinde. Kötü varsa ancak iyinin olduğunun farkına varıyoruz. Güzellik çirkinin varlığına borçlu makamını nasıl ki zengin fakire borçluysa servetini. Mutluluk ise hüzne borçlu mahiyetini. Tezatsız dengelenemiyoruz dünyada! Siyah yoksa beyaz yok. Kötü yoksa iyi..

O yüzden arada akmalı yaştan gözler ve var olmalı hüzün hayatımızda gerektiği kadar. Kıvamında bir hüzünde gerekli ruhlara mutluluk ve huzurun kıymeti için. Bazen keyifle okunan bir kitabın satır aralarındaki baskı hatası nasıl kaçırsa da kitaba dair iştiyakımızı, satır arası hüzünler asla bozmamalı yaşam anlayışımızı..

Var olan ve başa gelen her şeye tevekkül edebilmek asıl olan.. O öyle bir Rabb’ki gereksiz ve hedefsiz tek bir zerreyi dahi yaratmayan ve bir yerden bir yere sevk etmeyen. O yüzden “Ey Rabbim! Senden ne gelecekse gelsin! Sen ki, rahmetinle de, kahrınla da güzelsin!” diyebilmek tüm kalple..

Beklenmedik satır arası hüzünleri tevekkül ile karşılamak, sabredebilmek. Her şeyi bir hediye hükmünde görebilmek. Bilinçli bir tercih aslında huzur ve mutluluk. Etrafa saçılan her türlü tohum aslında kişinin kendi tercihine bağlı olarak şekil alıyor zannımca. Hüznü dahi sevebiliyorsak eğer belli bir süre sonra mutluluk olarak geri dönüşümünü alabiliyoruz aslında.

O yüzden yaratılmış her şeyi sevmek gerek Yaradan’dan ötürü. O yüzden şefkatle kucaklayabilmek gerek kainattaki tüm zerrecikleri ve tüm yürekleri. Zengin borcunu ödemeli fakire ki, hak etsin iki cihan servetini . Zahmet vermeli biraz rahmete kavuşmak için. Merhamet etmeli kainata, merhamete mahzar olmak için..

Yaşayabilmek gerek her şeye rağmen, yaşata bilmek için . Hüznü de yaşamak gerek, mutluluğun kıymetini daha iyi bilebilmek için Var olmak gerek her şeye rağmen, var kılmak için. Barışık olmak gerek, en başta küskünlüğe mani olmak için.

Satır arası kadar kısa ve dar alanlara sıkıştı artık yaşamlarımız. Yine bu satır aralarında yaşanıyor hüzünlerimiz yada mutluluklarımız.. Satır arası alınan nefesler kadar hayatımız ve satır araları kadar da kısa artık yaşantılarımız. Bu kısacak zaman dilimlerini bereketlendirmek adına hep güzelden ve iyiden yana atsın nabızlarımız..

Bir okuma molasıdır belki satır arası yaşanılan bir hüzün. Kıymetini bilmek lazım, iyinin, hüznün ve güzün..

Öznur ÇOLAKOĞLU

Tarih: 02:45, 25/2/2009 Kategori: YASAM
Yorum (2) | Yorum yaz | Bağlantı

POZİTİF DÜŞÜNCELERLE NEFES ALABİLME


Amerika’da Robert Fulton’un Clament adındaki ilk buhar gemisi, Hudson Nehri’nde ilk seferine hazırlanıyordu. Nehrin iki yakasında, bu tarihi hadiseyi görmek için, onbinlerce insan toplanmıştı.
Seyircilerden biri karamsar, yaşlı bir çiftçiydi.

-    Gemiyi yürütmeyi asla başaramayacaklar, diyordu.
Fakat gemi çalışmıştı, sürati gittikçe arttı. Hızı arttıkça, geminin bacasından çıkan duman koyulaştı. Kalabalık halk bu büyük başarıyı çılgınca alkışladı. Karamsar, yaşlı çiftçi ise gördüklerine inanmazcasına başını iki yana sallayarak:

-Ama gemiyi asla durduramazlar, diyordu.



Gün içerisinde bu ihtiyar çiftçi gibi benzer kişilik yapısına sahip pek çok insanla karşılaşabilirsiniz;

-->Bu tip insanlar trafik kazalarının en kuvvetli yorumcularındandır. Kaza yapan araçların durumları hakkında yaptıkları yorumlar ile kazazedelerin gerilmiş olan sinirlerinin daha da gerilmesine katkıda bulunurlar.
-->Hasta ziyaretlerinde ev halkının ve hastanın moralini bozma gibi lüzumsuz ve yıpratıcı davranışlar gösterirler.
-->Çalışma ortamlarındaki tüm olumsuzları keşfedip bunu en kısa zamanda çevreye yaymakla kendilerini sorumlu hissederek mevcut durumların daha da gerilmesine yardımcı olurlar.
-->Özel yaşantısında da eşleri ya da çocuklarından yana sürekli negatif elektrik alan insanların yaşantısı da gittikçe çekilmez bir hal alır.
Bütün bu olumsuzlukları bize yaşatarak ruhumuzu bunaltan insanların kişilik yapılarının büyük bir kısmı aile ortamında şekillenir. Anne-babaların konuşmalarında geçen en ufak bir olumsuz cümle bireyin hafızasında kaydedilerek, hemen yerini alır. Örneğin bilerek ya da bilmeyerek kullanılan ‘nefret ediyorum’ sözcüğü bile ileride çocuğun ailesine yaşatacağı kötü bir sürpriz ile kendini hatırlatır.

Söyledikleriniz ve Dinledikleriniz Kişiliğinizi Belirliyor

Araştırmalar ebeveynlerin çocuklarına söyledikleri her olumlu şeye karşılık, ortalama on olumsuz şey söylediklerini ifade ediyor. Bu durum on iki yaşındaki bir çocuğun daha şimdiden yüz bin olumsuz şey duymuş olduğunu ve günde yirmi azar işitmiş olacağını ortaya koyuyor. Bu tarz yaşayışla şekillenen bir çocuğun da gelecekte olgun davranışlar göstermesi mümkün olmuyor.

Hayata olumsuz bir çerçeveden bakan insanlar sadece çevrelerindekileri bunaltıp sıkmakla kalmayıp aslında en büyük kötülüğü kendilerine yapıyor. Bir kişinin olumlu bir düşünceyi 4-7 saniye aklında tutarken henüz gerçekleşmemiş bir olayı saatlerce, günlerce, hatta bir ömür boyu kaygı duyabiliyor.

Bazılarının Pollyannacılık diye adlandırdığı bu yaşam felsefesinin temelini pozitif düşünmek ve negatiflikten kaçmak oluşturuyor. Olumlu düşünmeyi alışkanlık haline getirerek huzurlu bir nefes almanın birkaç yolu var:

 

Olumsuz görüşlere sahip olan insanlarla aynı bakış açısını kullanmayın.
Olaylara karşı tutum ve davranışlarınızı denetlemeye çalışın.
Cesaretinizi arttıracak, size güç verecek insanlarla beraber olun.
Dostlarınızın derdine iyi bir dinleyici ve çözüm oluşturma görevini üstlenirken mevcut olayların kendi iç dünyanızı zedeleme ihtimalinden dolayı dikkatli olun, kendinizi koruma altına alın.
Hataları değil çözümleri görebilen insanlarla diyalog kurun.
Motivasyonunuzu arttıracak sözler bularak kendinize amigoluk yapın.
Düzenli nefes alma tekniklerini kullanın.
Gözünüzde başarısızlık değil başarı görüntüleri oluşturun.
Geçmişin verdiği sıkıntıları, acıları gelecekte de yaşayabilme korkusundan uzak güvenle yaşayın.
Hayatın çok kısa olduğunu, üzüldüklerinizin aslında çok da önemli olmadığını unutmayın.
Yaşadığınız dünyanın cennet olmadığını; dünya gibi yaşanılan sıkıntılarında fani olduğunu sık sık hatırlayın.
---

Negatif düşüncelerin havanızdaki oksijeni yiyip tüketmesine izin vermediğiniz, sağlıklı nefesleri almanın tadına vardığınız bir ‘yaşam yolculuk yönelişiniz’ olsun.

Betül ERDOĞAN                                                                                                               
                                                                                                            

Tarih: 01:32, 22/2/2009 Kategori: YASAM
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

Kendisi Olmalı İnsan Kendini Bilen



Bir kütlesi olmalı insanın!

Özündeki niceliklerin ölçütünü ayarlayabilen değer yargıları…
Kendine saygısını muhafaza edecek sağlam ağlardan örülmüş kozası
olmalı… Aynadaki aksine bakarken saçındaki akları değil,
gözbebeklerindeki kişiliğini görebilmeli… Yarın yoktur diye bu günü
yaşarken, sizsiz yarınlarda, adının başına ya da sonuna eklenecek
sıfatlarla anılacağını hesap edebilmeli… Kendi zekâsına güvenmeli,
ama başkalarının da aklıselim olabileceğini idrak edebilmeli.

Fütursuzca yaşarken günübirlik; kitabında olmayan normların da farkında
olabilmeli. Yüzüne vurulmuyorsa kusurları, tükürülmüyorsa suratına,
buna değer görülmediği için olduğunu anlayabilmeli…


Bir hacmi olmalı insanın!

Boşlukları doldurabilen, “İyi ki var” dedirten… Dostlarını seçerken ve
dost seçilirken; adının onunla bir anılacağını bilmeli. Balçığın içinde
debelenen dostunu temize çıkartmak için; üzerine döktüğü ak
sütün/yoğurdun fayda etmeyeceğini, zamanla aynı balçığa
bulanacağını düşünebilmeli.

Bir çizgisi olmalı insanın!

Dümdüz ve gideceği yeri bilen azmi olmalı bir de… Eğri yolların sapa
ve engebeli olduğunu kestirebilmeli. İradesi ve direnci olmalı; doğru
bildiğinden ve herkesçe kabul görmüş doğrulardan şaşmayacak.
Sözüne özüne güven duyulmalı her mecliste… İki kişiye söylediği sözün
tutarsızlığında “Yalancı!” damgasını hayatının sonuna kadar taşıyacağını,
gözlerinde mühür olarak kalacağını bilebilmeli…

Bir yüreği olmalı insanın!

“Aşk” ile “Sevgi”yi birbirinden ayırt edebilen. Aşkını bir kişiye verirken,
kucak açabilmeli sevdiklerine. İki kutsal değeri ayakaltına düşürmemeli,
kıymetini bilmeli her daim… Enstantane bir maceraysa yaşanan; küçük
bir dikkatsizlikte, çiviyi tutan eline bir gün çekici vuracağını unutmamalı.
Canı yanan sadece parmağın sahibi olmaz mı? Mekanik oyuncak sanıp,
oynamamalı insan ruhlarıyla…

Bir duruşu olmalı insanın!

Sokak lambaları gibi dimdik, ışık vermeli dibine ve etrafına. Yine de
ödün vermemeli mum misali kendinden. “Gurur” sözcüğünü “Onur” ile
değiştirmeli lügatinden. Eğer kuralları hiçe sayıp kuralsız yaşamaksa idol,
bir onurunu bir de şapkasını yanından ayırmamalı… Koltuğunun altına
onurunu, başına şapkasını alıp “Eyvallah” diyebilmeli…


Tarih: 00:55, 20/2/2009 Kategori: YASAM
Yorum (1) | Yorum yaz | Bağlantı
<- Sonraki Sayfa ->



BLOG DESİNG BY İLKAYIN MEKANI




HOŞ SOHBETLER





Bu sitede yer alan yazıların bir bölümü, bilgi edinmek isteyen ziyaretçiler için hazırlanmıştır. Yazılar, sadece yazarların bilgilerini, deneyimlerini ve fikirlerini aktarmaktadır. Sitedeki fotoğraflar ve yazılar, internetten ve çeşitli yayınlardan derlenmiştir, sadece görsel amaçlı olarak sergilenmektedirler, telif hakları, sahiplerine aittir.